Arşiv | bilim RSS feed for this section

BEYİN OPTİK İLÜZYONLARI GERÇEK HAREKET GİBİ ALGILIYOR

15 Şub
Hareket ediyormuş gibi görünmesi için tasarlanmış bir ilüzyon resmine bakıp, hiç mideniz bulandı mı? Ya da başınız döndü mü?


Yeni yapılan bir araştırma, bu ilüzyonların sadece bir göz yanılsamasından daha fazla olduğunu ve beynin grafiğin hareket ettiğine dair ikna olduğunu ortaya çıkardı.

Önceleri, ilüzyonların üst düzey beyin aktivitelerini tetiklediği düşünülüyordu. Ancak yapılan çalışma, ilüzyonların görsel korteksteki en alt süreçteki aktiviteleri tetiklediğini gösterdi.

Kaynak: http://www.eurekalert.org/pub_releases/2009-02/afri-njy020209.php

DÜNYACA ÜNLÜ DARWİNİSTLERİN FOTOĞRAFLARI

14 Şub

DARWİN’İ ZORA SOKAN ESTETİK ANLAYIŞI: TAVUSKUŞLARI

13 Şub

Tavuskuşları, son derece görkemli ve parlak tüylere sahip estetik canlılardır.

Mavi gözlerle süslü, sedefli, altın ve yeşil tüylerden meydana gelmiş kuyruğunu yelpaze gibi açan tavuskuşu, Allah’ın Yaratmasındaki Kusursuzluğun ve Üstünlüğün tecellilerindendir.

Kendi 110 – 125 cm kadar olan kuşun kuyruğu, yaklaşık 120 cm uzunluğundadır.

Darwin’in ortaya attığı doğal seleksiyon şartlarında, bu uzunlukta ve büyüklükte bir kuyruğun kuşa dezavantaj sağlaması gerekir.

Hem taşıması ağırdır, hem de uçmak için ona herhangi bir avantaj getirmez. Hayatta kalmak için kaçması ya da koşması gerektiğinde, kuyruğunun ağırlığından dolayı kaçamayacağından türünün kısa süre sonra hemen yok olması gerekir.

Üstelik, üzerindeki parlak renklerin de “hayatta kalmak” için getirebileceği hiçbir avantaj yoktur.

Bu nedenle, Darwin çeşitli kuş türlerini inceleyip kuşlardaki çeşitliliği doğal seleksiyon yoluyla açıklamaya çırpınırken; teorisini en çok açmaza sürükleyen canlılardan biri Tavuskuşları olmuştur.

Tavuskuşlarının tüylerindeki rengarenk sanatı evrim teorisiyle bir türlü açıklayamayan Darwin, büyük bir çaresizliğe düşmüştür.

Bu görkemli kuşlar üzerinde düşünüp düşünüp “Hiçbir anlam ifade etmiyor, nasıl olur?” diyerek günler geçirmiştir.

Tavuskuşları, Allah’ın Varlığı’nın en net gerçek olduğunu ispatlayan “yaşayan bir delildir”.

Allah, Kendi İhtişamı’nı bu canlı üzerinde tecelli ettirmiş, “Her Yaratmayı Bilen” Olduğunu bu canlı üzerindeki muazzam sanat ve estetik anlayışıyla İlan Etmiştir.

İnsanın hayal bile edemeyeceği kadar detaylı bir sanatla her bir tüyü ince ince işlenmiş bu canlıyı gören bir insanın, hemen Allah’a iman etmesi, Allah’ın varlığına kesin kez kanaat getirmesi gerekir.

“Allah, bu dünyada bu kadar detaylı bir sanat yaratıyorsa; ahirette neler yaratacaktır” diye düşünerek içinde cennete karşı bir özlem ve heyecan uyanması gerekir.

Allah, Kuran’da -insanların Allah’ın Kudreti’ni takdir edebilmeleri için- kimi canlıları süs olarak yarattığını bir ayette şöyle haber vermektedir:

“Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri yarattı. Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?”
(Nahl Suresi, 8)

Kaynak: http://www.sciencenewsforkids.org/articles/20090211/Note3.asp

SAMANYOLU BİLİNENDEN DAHA HIZLI ÇIKTI

16 Oca

Bir grup astronom, Güneş Sistemi’ni de kapsayan Samanyolu Galaksisi’nin bugüne kadar düşünülenden çok daha hızlı döndüğü ve yüzde 50 daha büyük olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.

Samanyolu’nun saatte 900 bin kilometre hızla döndüğü, Dünya’nın ise galaksinin merkezine 28 bin Işık yılı uzaklıkta olduğu tespit edildi.

Evrende böylesine süratle dönerken ise, biz tek bir baş dönmesi bile hissetmiyor, bu süratten etkilenmeksizin yürüyor, koşuyor ve uyuyabiliyoruz.

Kaynak:
http://www.genbilim.com/content/view/6450/52/

EN ESKİ ÖRÜMCEK AĞI 140 MİLYON YAŞINDA VE GÜNÜMÜZDEKİNİN AYNISI

16 Oca

İngiltere’nin güney kıyılarında dünyanın en eski örümcek ağının bulundu.

Jamie Hiscocks isimli amatör paleontolog tarafından kehribar kalıntıları içinde bulunan bu fosil bilinen en eski örümcek ağı kalıntısı.

Bu keşfe kadar bilinen en eski kalıntı 120 milyon yıl yaşındaydı ve İspanya’da bulunmuştu. Ama Hiscocks’un bulduğu ağ 140 milyon yıl öncesine, kadar uzanıyor.
Ağ, günümüzdeki örneklerinin aynı olmasıyla dikkat çekiyor.

Kaynak:
http://news.nationalgeographic.com/news/2008/12/081216-oldest-web-photo.html

NANO CİLA İLE DİŞ BAKIMI

16 Oca

Clarkson Üniversitesi’nden araştırmacılar diş çürüğüne karşı koruma amacıyla silikat nanoparçacıkları kullanıp dişin yüzeyinin iyileştirildiği yeni bir yöntem buldular.

Yarıiletken endüstrisinde kullanılan bir yöntem kullanılarak diş yüzeyi metrenin sadece milyarda birine kadar pürüz olacak şekilde “cila”landı.

Yapılan gözlemlere göre bu uygulama sonucunda düş yüzeyinin zararlı bakteriler için fazla “kaygan” hale geldiği saptandı.

Araştırmacılar bu tür bir uygulamanın diş yüzeyini bakterilerden koruyacağını öngörüyorlar.

Kaynak:

http://www.sciencedaily.com/releases/2008/12/081220085436.htm

İŞİTTİĞİMİZ DÜNYA "BİZE ÖZEL" OLARAK TASARLANMIŞTIR

8 Oca

Oxford Üniversitesi’ndeki beyin uzmanlarınca yapılan son araştırmalar, çok önemli bir gerçeği ortaya çıkarmıştır.

Her insanın beynindeki işitsel korteks, o kişinin kulağına gelen seslerin işitilmesine ve beyne iletiliş şekline göre “kişiye özel” tasarlanmıştır.

Bu şu anlama gelmektedir: Duyduğumuz, işittiğimiz herşeyin bize iletiliş şekli sadece bize özeldir. İşte bu yüzden, bir sanatçının sesini kimileri çok beğenirken diğerleri çok tiz ya da rahatsız edici bulabilir. Başka bir insanın kulakları ile duyuyor olmamız mümkün olmadığı için, etrafımızdaki dünyayı hep alıştığımız gibi algılarız. Ve herkesin de bizimle aynı şekilde algıladığını varsayarız.

Oysa ki, bu dünyanın tamamı yanlızca bize özeldir. Sadece “bize özel” kulağımız ile, beyindeki işitme merkezi arasındaki döşeli iletişim sisteminin tamamı her kişide farklı tasarlanmıştır.

Bu da, bu dünyanın tamamının “bizim için yaratılmış” bir algıdan ibaret olduğunun en net delilidir.

Kaynak:
http://www.thaindian.com/newsportal/health/the-world-would-sound-very-different-through-someone-elses-ears-2_10012823.html

PROTEİNİ TAKLİT EDEN SENTETİK MALZEME İLE PENCERELER BUZ TUTMAYACAK

8 Oca

Bilimadamlarına göre; pencerelerin, pervanelerin ve kanatların buz tutması kısa süre sonra sorun olmaktan çıkacak.

Winterthur’daki Zurich Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’ndaki araştırmacılar, yüzeyler üzerindeki suyun donmasını nasıl engelleyebileceklerini keşfetti.

Arktik balıklarda bulunan bu protein, oluşmakta olan buz kristallerine kenetlenerek büyümelerini engelliyor ve böylece balığın donma derecesini düşürüyor.

Proteinin bu özelliği taklit edilerek geliştirilen sentetik malzeme, uçak pervanelerinin ve kanatlarının buz tutmasını engelliyor.

Bilimadamları, bu malzemenin rüzgar santrallerinin pervaneleri üzerinde de uygulanabileceğini düşünüyor.

Kaynak:
GEO Dergisi, Ocak 2009, syf. 23

SİVRİSİNEK MODEL ALINARAK, AĞRISIZ ENJEKSİYON GELİŞTİRİLDİ

8 Oca

Bilim adamları, sivrisineklerin hortumunu model alarak, yeni bir şırınga geliştirdi.

Sineğin hortumu ile aynı kalınlığa sahip olan iğnenin çapı normal iğnenin onda biri kadar bile değil.

İnceliği sayesinde derinin 3 milimetre kadar altına inebilen iğne, hastaya hiç acı vermiyor. Hasta, bir sivrisinek sokmasından fazlasını hissetmiyor.

Hintli mühendis Suman Chakrobarty tarafından geliştirilen şırınganın iğne ucu titanyumdan ve kan almaya elverişli…

Şırınga, sivrisineğin hortumundaki kas hareketlerini taklit eden bir mikromotor yardımıyla, sıvıyı kanülden pompalayabiliyor.

Kaynak:
http://www.dailytimes.com.pk/default.asp?page=2008%5C07%5C21%5Cstory_21-7-2008_pg6_11

MUCİZE BİR YARATILIŞ SÜRECİ: KROMOZOM EŞLEŞMESİ

6 Oca
Dişi hücrelerdeki X kromozomlarının biraraya gelip dizilme süreci, embriyo gelişimi için çok kritiktir. Belirli bi kromozomun çok az ya da çok fazla sayıda biraraya gelmesi, Down Sendromu ve Turner Sendromu gibi ciddi rahatsızlıklara neden olur.
Bu nedenle, embriyo gelişimde hayati önem taşıyan bu aşamada, dişi hücredeki X kromozomları XX ya da XY diziliminden başka bir dizilime izin vermemek için, eşleşme tamamlandıktan sonra deaktive edilir. X kromozomu inaktivasyon süreci olarak da bilinen bu hayati aşamada, X kromozomları “hızlıca” eşleşmelidir. Bu eşleşmeyi yaparken, X kromozomu çiftlerinin her bir tarafı birbirine yakın olmalı ve belirli bir sırada dizilmelidir. İki X kromozomunun bu yakın fiziki eşleşmeyi başaramaması hücrenin ölümüne neden olur.
Üremenin başarılı olabilmesi için, yaşayan hücreler üretilmesi gerekir. Yaşayan hücreler üretmek için ise; tüm kromozomlar bu süreçte , “aynı anda” eşleşmek “zorundadır”.
Peki kromozomlar birbirlerini nasıl tanımakta, ve aynı anda nasıl eşleşmektedirler?
Warwick Ünivesitesinden fizikçi Dr Mario Nicodemi, bu eşleşme sürecinde bir X kromozomunun (inaktivasyon sürecinin bir parçası olarak) diğer X kromozomunu nasıl etkisiz hale getirdiğini araştırmıştır.
Yapılan araştırmada, CTCF ismi verilen bir proteinin, kromozomların eşleşmesinde önemli bir yere sahip olduğunu tespit etmiştir. Bu protein mutasyona uğratıldığında ya da DNA’dan silindiğinde, kromozomlar hiçbir şekilde eşleşmemektedir.
Peki, hiçbir şuuru olmayan bir protein nasıl olup da deaktivasyon sürecini “tam olması gerektiği zamanda” başlatmakta ve de “olması gereken süratte” gerçekleşmektedir?
Tek bir defa eşleşme imkanları olan X kromozomlarının tesadüfen birbirlerine bağlanmalarını seyreden proteinin aklına birden “Down Sendromu” ve “Turner Sendromu” gibi ciddi rahatsızlıkların gelmesi, ve böyle ciddi hastalıklara ya da hücre ölümlerine sebebiyet vermemek için doğru miktarda X kromozomunun eşleşmesine karar vermesi ve bu verdiği kararı uygulayacak bir kimyasal işlem gerçekleştirmesi gibi bir bir durum elbette söz konusu olamaz.
Üstelik, bu kadar ince hesaplara bağlı bir eşleşme işlemini süratle gerçekleştirmek zorunda olan proteinin, deneme yanılma yoluna başvurmasına da imkan yoktur.
Tüm bu karmaşık süreçlerin ve hesaplamaların oldukça süratle ve tek bir anda gerçeklemesi gerekmektedir.
Tek başına proteinden gelen komut da yeterli değildir. Kromozomların, proteinden gelen komutu hem anlaması hem de hatasız uygulayabilmesi de hayati öneme sahiptir. Bu kimyasal iletişim, iki ayrı dili konuşan insanın kendi aralarında üçüncü bir dil kullanarak anlaşmalarından daha da şaşırtıcıdır; çünkü burada söz konusu akıl ve şuur sahibi insanlar değil; milimetrenin binde birinden daha küçük kromozomlar ve proteinlerdir.
Eşleşme sürecindeki tek mucize, proteinlerden gelen kimyasal komutların kromozomlar tarafından adeta birer kimya profesörü gibi çözümlenmesi değildir. Kromozomların gelen komuta göre doğru eşleşmeyi gerçekleştirmesi de oldukça ilginçtir. Kromozomlar doğru eşlerini, kilometrelerce uzunluğunda kapkaranlık bir ortamda bulmak zorundadırlar. Bu durumun ne denli mucizevi olduğu bir örnek ile daha iyi anlaşılacaktır:
Gözlerimiz bağlı, karanlık bir odada olduğumuzu, önümüzde 1.000 parçalı bir yapboz olduğunu ve her parçayı yanlızca birkere eşleştirebileceğimizi varsayalım. Vakit olarak da bize sadece 1 saat verildiğini farzedelim. Elbette böyle bir koşulda, 1.000 parçanın tamamını doğru şekilde eşleştirme ihtimali “akıl ve şuur sahibi” insan için bile oldukça düşüktür. Oysa kromozomlar bu muazzam eşleşmeyi saniyelerden bile daha kısa zaman dilimleri içinde “hatasız” gerçekleştirmektedirler.
İşte, tüm bu süreçleri gerçekleştiren, an an Yaratan ve kontrol eden Allah’tır. Protein’e görevini ilham eden, kromozomları bir düzen içinde biraraya getiren ve böylece bir “damla sudan” iken bize “şekil ve suret veren” Allah’tır.
“Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak’tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.”
(Hac Suresi,5)


Kaynak:
http://www.biologynews.net/archives/2008/12/26/how_chromosomes_meet_in_the_dark_switch_that_turns_on_x_chromosome_matchmaking.html
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.